Ruhlar Evi - Isabel Allende


 Kitabın Adı: Ruhlar Evi
Orjinal Adı:  La casa de los espiritus
Yazar: Isabel Allende
Çeviren: Nihal Yeğinobalı
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Tarihi:  Mayıs 2016 (9.basım)
Sayfa Sayısı: 542
Okuması benim için hem yorucu hem de keyifli bir kitap ile bugün blogdayım, Isabel Allende'nin Ruhlar Evi kitabı. Okumadan önce hakkında oldukça şey duymuştum kitap ile ilgili, özellikle de  yazarın yazım dilinen Marquez'e olan benzerliği hakkında kitabın arka yazısı da dahil olmak üzere pek çok yerde yazı okudum. Bu benden bir nevi beklenti/kıyaslama isteği yaratmadı desem yanlış olur. 

Baş kahramanımız Clara bir tür medyum yeteneği olan biridir. Hikaye onun etrafında dönse de, Şilili bu ailenin üç farklı kuşağının üç farklı kadınının hayatlarına da bakıyoruz aslında. Roman Clara'nın ablası Rosa ile açılır. Esteban Trueba ile nişanlı olan Rosa'nın ani ölümü pek çok insanın hayatını etkiler, o sıralarda henüz 9 yaşında olan Clara ve Esteban bunların başında gelir. Clara bu acı ile baş etmenin yolunu sessizliğe gömülmekte bulurken, Esteban'ın yolu aile yadigarı çiftliğine düşer. Burada kendine bir hayat kuran Esteban, çiftliği canlandırmış, ancak sert karakteri ile köylü arasında korku salmıştır. Ancak bu iki farklı karakterin hayatı ilerleyen yıllarda tekrar kesişir ve evlenirler, olaylar da buradan itibaren dallanıp budaklanır.

Esteban, çiftliği sayesinde çok zengin olmuştur. Ancak para ile saadet olmaz klişenin gerçekleştirircesine, karısı ile olan ilişkisi bir türlü olması gerektiği gibi olmamıştır. Yine de ikilinin çocukları olur ve doğan ilk çocuklarına Blanca adını verirler. Böylelikle ailenin esrarengiz kadınlarının arasına bir yenisi daha eklenir.

Yıllar geçtiğinde ise, aile kaderini devam ettirmek istercesine aynı evde Blanca da bir kız çocuğu dünyaya getirir, Alba. Böylelikle Esteban'ın hayatındaki zor kadınlara üçüncü kuşak da eklenmiş olur. Uzun bir hayat süren Esteban'ın ailesindeki kadınlar ile olan çetin ilişkisini ve Clara'nın doğaüstü hayatını izlerken bir yandan da ülkede meydana gelen askeri darbe neticesinde insanların yaşadıkları güçlüklerin, kıyımın ve yıkımın getirdiklerini gözler önüne sermiş İsabella Allende.

Kitap kendi içerisinde iç içe geçmiş üç kadının öyküsünü barındırıyorken, arka planda ise bizlere onlarca yıllık ülke tarihini de sunuyor. Ülkede meydana gelen seçimleri sosyalistlerin kazanmasının ardından tüm dengelerin nasıl değiştiğini, ailenin kadınlarının ve Esteban'ın bu değişen dengelerden nasıl etkilendiğini okumak oldukça sürükleyici bir serüven oldu. Bir yönü ile sizi büyülü bir dünya içerisinde sürüklerken, diğer yandan ise darbe, sosyal sınıf farklılıkları, çaresizlik gibi hayatın tam orta yerinde duran gerçeklikleri de yüzünüze vuran bir kitap olmuş.

Başta da dediğim gibi okuması benim için biraz yorucu olsa da, kapağını kapattıktan sonra inanılmaz keyif ile geride bıraktığımı fark ettiğim bir kitap oldu.

"Oldum olası gururluyumdur ..Gururum yüzünden çoğu kimselere oranla çok daha büyük acılar çektim "

"Kadınlar... Kendilerini güvende hissetmek için erkeğe gereksinim duyarlar, oysa korkmaları gereken başlıca şeyin erkek olduğunu sanki bilmezler."

"Ömrümde sıcak banyoya girmiş değildim...Çocukluk anılarımsa hep üşümek üzerineydi. Yanlızlık ve ..Hiç doymayan bir mide üzerine.."

"O zaman biri bana doksan küsür yaşıma kadar yaşayacağımı söyleseydi. ..kafama bir tabanca dayayıp tetiği çekerdim "

"Değişmişsin" dedi. "Değişen ben değilim, dünya," diye yanıtladı.

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönderme