Teneke - Yaşar Kemal

Yaşar Kemal Teneke

Kitabın Adı: Teneke
Yazar: Yaşar Kemal
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Yılı:  2018 
Sayfa Sayısı: 158
Nasıl güzel bir kitap okudum ben diyerek başlamak istiyorum yazıma bu sefer. Yaşar Kemal'in öykülerini her daim sevmişimdir. İnsanın içine işleyen bir hava var kelimeleri kullanış şeklinde. Hikaye sarıp sarmalıyor sizi, bir anda Çukurova'nın kalbinde buluyorsunuz kendinizi, o uçsuz bucaksız bozkırlarda, yakısı sıcağın altında... İşte Teneke de böyle kendini yaşatarak okutan bir kitap oldu benim için. O halde gelin beraber göz atalım kitaba.

Çukurovada'nın bir kasabasındayız. Yine bir yanda daha fazla para için gözü hiç kimseyi görmeyen zalim ağalar, diğer yanda ezilen ama çoğu zaman seslerini çıkarmaya cesaret edemeyen köylüler. Kasabaya yeni kaymakam atanmıştır, henüz gencecik olan Fikret kaymakam. Önyargılar ile geldiği kasabada kendini muazzam bir karşılamanın ortasında bulan kaymakam, bir süre için bu manzaraya aldanır. Ağalar ile kurduğunu zannettiği dostluğun bir çıkar ilişkisi olduğunu öğrenmesi çok uzun sürmez. Çeltik tarlaları için ruhsat alma peşinde olan ağalar, halkın sağlığını ve refahını hiçe sayarak, kanunları çiğneyerek işlerini sürdürmek istemektelerdir. Ancak Fikret kaymakam alicengiz oyunlarının farkına varıp karşılarında dimdik durmaya çalışır. Peki köylünün sıtmadan ölmesinin, evlerinin su altında kalmasının önüne geçmeye gücü yetecek midir, yoksa ağaların gücü karşısında biçare mi kalacaktır. Bu sorunun cevabı kitapta.

Fikret kaymakamın, kaymakam vekili Resul Efendi'nin, Zeyno Ana'nın verdiği içten mücadeleyi okumak oldukça heyecan vericiydi. Diğer yanda ise ağaların zulmü karşısında köylünün çaresizliğini görmek ise içimin burulmasına neden oldu. Belki kahramanlar değişti ama hala yok mu benzer mücadele günümüzde de, gözünü para hırsı bürüyen patronların karşısında ezilen çalışanlar mesela... Sanırım bazı şeyler hiç değişmeyecek dünyada, değişen sadece kişiler...


"Oğlum, sen sen ol, görünüşe aldanma. İnsanlar iki yüzlüdür."

"Kederinden göz kapaklarını kaldırıp da şöyle bir yanına yönüne bakamıyordu. Donmuş gibi, put gibi..."

"Bütün bu olanlar bitenler şaşırtıyordu onu. Bu insanlar, ne insanlar böyle? Faydalarının dışında gözleri dünyayı görmüyor. Görmüyor değil, bir kuruş için bir insana kıyabiliyorlar."

"İnsan ne demektir, insan? Kavun değildir ki insan şöyle kıçını koklayıp neyin nesi olduğunu anlayabilesin."

"Kendine güvendiğin için yalancı değilsin. Yalan dolan bilmediğin için yalan karşısında yenileceksin. Yalanın gücü doğrunun güçsüzlüğünden değildir. Yalan teşkilat kurmuş, doğru yalnızdır. Yalanın geleneği var, senin doğrunun her gün yeniden yaratılması gerek. Her gün bir şafak çiçeği gibi yeniden açması gerek. Sen yenileceksin. Yenilmenin tadına varacaksın. Doğru yenilmeli. Yenilmeyen doğru yenmiş sayılmaz. Doğru yenile yenile öyle keskin bir hale gelmeli ki.. Yüz bin yıl su altında, yıkanmış, düzelmiş çakıltaşı gibi."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönderme