İnsan Nedir - Mark Twain


 Kitabın Adı: İnsan Nedir
Orjinal Adı: What is the man?
Yazar: Mark Twain
Çeviren: Utku Atbakan & Gamze Keskin Yurdakurban 
Yayınevi: Dedalus Kitap
Basım Tarihi:  2019
Sayfa Sayısı: 136

İnsan nedir? Hiç sordunuz mu bu soruyu kendinize? Belki bir kısmımız hayatının bir döneminde sorgulamıştır kendi varlığını, Mark Twain de bu soruyu sorgulamış ve bizlere tadı damağımızda kalacak, yer yer kendimizi sorgulatacak bir eser bırakmış ardında. İlk olarak sadece 250 adet basılan kitap oldukça eleştri almış, kim hoşlanır ki zaten kabul etmek istemediği gerçeklerin yüzüne vurulmasından? 


Kitap, bir genç adam ile bir yaşlı adamın diyalogu şeklinde kurgulanmış. Yaşlarından ve tecrübelerinden genç adamın öğrenci, yaşlı adamın ise bilge olduğunu varsayabilir. Karşılıklı soru-cevap şeklinde başlayan bu konuşma, yaşlı adamın insanı bir makina olarak nitelendirmesi ile ilerliyor. Yaşlı adam, insanın çalışma prensibinin tıpkı bir makina gibi olduğunu ve dış etkiler sayesinde var olduğunu iddia ediyor. İlk duyduğumuzda kulağa çılgınca gelse de, yaşlı adam bu tezinin altını verdiği örneklemeler ile dolduruyor. “İnsan bir bukalemundur; doğasının yasası gereği, bulunduğu yerin rengini alır.” cümlesi ise tüm kitap boyunca anlattıklarını özetleyen bir cümle olarak karşımıza çıkıyor. 

Yaşlı adamın özünde bahsettiği iki konudan biri, insanın aslında kendiliğinden hiçbir düşünceye sahip olmadığı, bunların hepsini dışarıdan bir etken sayesinde edindiği üzerinedir; okuduğu bir kitaptan, duyduğu bir cümleden, ailesinden, arkadaşlarından... Yani bir "etki" ile hareket eder, bir bütün olur. 

Bahsi geçen bir diğer konu ise, en basit tabir ile insanların hepsinin bencil olduğudur. Sergilediğimiz her iyiliği ya da fedakarlığı her ne kadar karşımızdaki kişileri düşünerek yaptığımza inansak da ya da iddia etsek de, tüm bunların ardında yatan tek bir gerçek var ki o da kendi ruhumuzu tatmin etmektir diyor Mark Twain. Bu teorisini ilk okuduğumda oldukça gerçek dışı bulsam da, yaşlı adamın ağzından bize verdiği örneklerle aslında haklılık payı olduğunu kabul ettiğimi itiraf etmek isterim. 

Konusunun ağırlığına rağmen oldukça basit bir dille anlatılmış, okurken sizi yormayacak ancak çokça düşünmenize neden olacak güzel bir kitap!


"O, bir bukalemundur. Doğasının kanunu gereği, yaşadığı yerin rengini alır. Çevresindeki etkiler onun tercihlerini, nefret ettiklerini, siyasi görüşünü, beğendiklerini, ahlakını, dinini yaratır."

"Birinin dini eğilimini bildiğinde, aydınlanmak için ne tür kitaplar okuduğunu ve aman kazara gereğinden fazla aydınlanmayayım diye ne tür kitaplardan kaçındığını bilebilirsin."

"Vicdan; bağımsız hükümdar, bir kişinin içindeki mutlak kral, insanın efendisi..."

"-Bir insanı bir şey yapmaya iten biricik güdü nedir?
-Kendi içini ferahlatma güdüsü."


"Vicdanımız, bizim de acı çekmeye başladığımız noktaya varıncaya kadar diğerlerinin maruz kaldığı sıkıntıları umursamaz. İstisnasız tüm durumlarda, bu bizi de rahatsız etmeye başlayıncaya kadar, diğer kişinin acısına kayıtsız kalırız."


"G.A: İnsanla diğer hayvanların ahlaken aynı seviyeye konmasına izin veremem.

Y.A: İnsanı o seviyeye çıkarmayacaktım ki."

"Cesur insan cesaretini kendi yaratmaz. Ona sahip olduğu için üzerinde kişisel hak iddia edemez. Doğuştandır. Milyar dolarla doğmuş bir bebeği düşün. Kişisel değer bunun neresinde? Hiçbir şey olmadan doğmuş bir bebeği düşün. Kişisel kabahat bunun neresinde? Şakşakçılar ilkine yaltaklık edecek, hayranlık duyacak, tapacak. İkincisiyse hor görülecek, ihmal edilecek. Mantık bunun neresinde?"



Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönderme