İzlanda Balıkçısı - Pierre Loti


Kitabın Adı: İzlanda Balıkçısı
Orjinal Adı: Pecheur d'Islande
Yazar: Pierre Loti
Yayınevi: CanYayınları
Basım Yılı:  2019 (3. baskı)
Sayfa Sayısı: 197
Okurken yaşatan kitaplardan Pierre Loti'nin İzlanda Balıkçısı kitabı. Adından da anlaşılacağı üzere İzlanda balıkçılarını, o balıkçılardan da özellikle birinin hikayesini konu alıyor kitap.

Baş kahramanımızın adı Yann. 1880'lerde Paimpol isimli küçük bir balıkçı kasabasındayız. Her yıl, balık avı mevsimi başladığında kasabada hummalı günler yaşanır. Balıkçı tekneleri deniz için hazırlanır, balıkçıların eksikleri tamamlanır, eşler, anneler, çocuklar sevdiklerinden ayrı geçirecekleri günlerin hüznü ile başbaşa kalırlar. Balıkçılar için de bir yanda ilk aşkları deniz, diğer yanda da karadaki aşkları, aileleri vardır. Yann ise geride Gaud'u bırakır. İkili arasında uzun süredir adı konmamış bir ilişki ve adı konmamış bir gerilim söz konusudur. Bunda biraz da Yann'ınn gururunun etkisi vardır. Kendi yağında kavrulan bir balıkçı olarak zengin bir kadın ile evlenmeyi yaşam tarzına uygun bulmamaktadır. Gel zaman git zaman, işler değişir ve biz de bu ikilinin aşkının anlatıldığı satırlarda buluruz kendimizi.

Gelelim kitap hakkında ne düşünüyorum kısmına... Sevdim desem de sevmedim desem de doğru olmayacak. Açıkçası çok arada kaldım. Konu çok tanıdık bir aşk hikayesi, ancak her kitapta karşımıza çıkabilecek bu aşk hikayesini güzelleştiren Loti'nin kalemi. Tasvirleri çok gerçekçi, özellikle Yann denizde seferde iken yaşadıklarını anlattığı kısımları büyük bir keyifle okudum. Sanırım bunda Pierre Loti'nin de denizci olmasının, bu yüzden aslında denizi anlatırken en iyi arkadaşını anlatıyor olmasının sebebi büyük. Ancak, bazen betimleme kısımları o kadar uzun geldi ki, konudan çok uzaklaşmama neden oldu. Normalde tek oturuşta bitirebileceğim bir kitabı okumak, betimlemeler arasında boğulduğumdan birkaç günümü aldı.

Yine de her şeye rağmen, kitabı bitireli bir hafta bile olmuş olsa, geriye dönüp düşündüğümde zihnimde hoş bir anı bırakmış olduğunu söyleyebilirim.


"Denize dair bütün kitaplarda olduğu gibi başkahraman denizdir... Deniz hem hayatın, hem de ölümün sebebidir. Her zaman son sözü söyleyendir..."

"O yalnızca denizi seviyor. Hatta bir gün şaka yaparken, denizin kendisiyle evleneceğine söz verdiğini söylemişti."


"İnsanların ve gemilerin adlarının kendine özgü bir yüzleri, sanki anlamları vardır."

"Dışarıda deniz ve gece olmalıydı, derin ve karanlık suların sonsuz ıssızlığı."

"Sohbetlerinin eninde sonunda bitecek olan şeylere has bir niteliği vardı; birbirlerine anlattıkları en anlamsız küçük şeyler bile onlara gizemli ve çok önemli şeylermiş gibi geliyordu..."

"nsanların ve hayvanların delice öfkeleri çok çabuk geçer...Cansız şeylerin nedensiz, amaçsız, hayat ve ölüm gibi gizemli öfkeleri ise çok uzun sürer..."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönderme