Ölümün Dostu - Pedro Antonio De Alarcon


Kitabın Adı: Ölümün Dostu
Orjinal Adı: El Amigo de la Muerte
Yazar: Pedro Antonio De Alarcon
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınları
Basım Yılı:  2016
Sayfa Sayısı: 127
En sevdiğim kitap dizilerinden biri olan Babil Kitaplığı'nın beşinci kitabı olan Ölümün Dostu bugün blogda :) Açıkçası bir oturuşta okuduğum, oldukça keyif veren bir kitap oldu.


İki öyküden oluşan kitaba ilk öykü adını veriyor olsa da, aslında her ikisinde de ölüm teması işlenmiş, bu da okumada bir bütünlük hissi veriyor. 1800'lü yıllarda yazılmış olmasına rağmen, masal tadında fantastik bir hikaye sunmuş Alarcon bizlere. Açıkçası Alarcon'un okuduğum ilk kitabı bu oldu, ancak son olmayacak gibi görünüyor.

Kitaba adını veren öyküden bahsetmek istiyorum biraz, Ölümün Dostu. Kunduracının oğlu olan Gil Gil'in hikayesini okuyoruz öyküde. Gil Gil'in hayatı erken yaşta başına gelen bir talihsizlik sonucu kötü yönde etkilenir. Öyle ki içine düştüğü durum sevdiği kadınla evlenmesinin önünde de koca bir engel teşkil etmektedir. Adeta hayata küsen adamın bir gün karşısına çıkan Ölüm, ona istediği her şeyi elde etme şansı sunar. Gil Gil, başına gelen bu tesadüfün kendisi için aslında bir sınav olduğunu bilmeden ölüm ile birlikte bir maceraya atılır. Romantik tonlarda gotik bir öykü olan Ölümün Dostu, bana kalırsa anlamak isteyen için oldukça güzel alt metinler barındırıyor. Özellikle öykünün sonlarına doğru, Ölüm'ün insanoğlunun dünay üzerindeki kısıtlı hayatını nasıl ziyan ettiğine dair kısa konuşması beni çok etkiledi.

Bu türde gotik/fantastik ögelerin bir arada olduğu hikayelerden hoşlananlar için tavsiyemdir!

"Siz yeryüzündeki insanlar neden hepiniz dost değilsiniz,anlamıyorum! Utanç ve zayıflıklarınızın benzerliği, birbirinize ihtiyaç duyuyor olmanız, yaşamlarınızın kısalığı, göksel cisimlerin sonsuz büyüklükteki gösterisi ve bütün bunlarla kıyaslanınca ortaya çıkan küçüklüğünüz, batmak üzere olan bir gemideki yolcuların yakınlaşması gibi, hepinizi kardeşçe birbirinize bağlamalıydı."

''Güzel bedeniniz, yaşama ihtirasınız, inansız varlığınız ebediyen son buldu. Bu hayat gelip geçici; bu dünya zevkleri, bu sağlık, bu güzellik, bu bağış, korumak için böylesi uğraşıp didindiğimiz bu servet, gasp ettiğiniz mal mülk, hava, güneş, bugüne kadar tanımış olduğunuz dünya, hepsi yitecek; hepsi çoktan yok oldu; yarın bunların hepsi sizin için toz ve karanlık, beyhudelik ve kokuşmuşluk, yalnızlık ve unutulmuşluk olacak: Size kalan, ruhunuz... Ruhunuzu düşünün!''

''... insanların yaptığı her şeyin, zaman öldürmek için oynanan bir çocuk oyunu olduğunu, medeniyetlerinin, toplumsal yapılarının, en ciddi ilgi alanlarının sağduyudan nasibini almadığını, heveslerinin, adetlerinin ve hiyerarşilerinin ise duman, toz ve esaslı bir saçmalık olduğunu anlamış olmalısın.''

''... yaşamaya aç ama varoluşun acısını çeken insanoğlunun melankolik yakınması...''

"Parladığını gördüğün ışıklara gelince, onlar cesetlerden yayılan fosfordur, daha açık söylemek gerekirse yitip gitmiş binlerce varoluşun son parıltılarıdır; aşkın, ihtirasın öfkenin, dehanın ve şefkatin alacakaranlığı, yani sönmekte olan ışığın, kaybolan bireyselliğin, özünü toprak anaya geri veren varlığın son yakarışlarıdır."

"Düşler gerçeğe benzer, gerçekler de düşe."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönderme