Suç ve Ceza - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski


Suç ve Ceza

Kitabın Adı: Suç ve Ceza
Orjinal Adı:  Преступление и наказание
Yazar:  Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Yayınevi:  İş Bankası Kültür Yayınları
Basım Yılı:  2015 (17. baskı)
Sayfa Sayısı:  687
Dünya klasikleri deyince herkesin aklına gelen ilk üç kitaptan biri olan bir başyapıtla devam edelim mi bloga? Suç ve Ceza sizlerle...

Kitaba şöyle bir uzaktan bakınca yaklaşık 700 sayfayı görüp biraz korkabilirsiniz. Ama sayfa sayısı sizi korkutmasın, bir klasikten beklenmeyecek ölçüde sade ve akıcı bir okuma sizi bekliyor! Baş kahramanımız Raskolnikov. Adına bakınca polisiye bir roman sizi bekliyor gibi düşündürse de, aslında derin bir psikolojik roman Suç ve Ceza. Raskolnikov, Rusya'nın ekonomik buhrandan geçtiği dönemde, hukuk okumaya çalışan bir üniversite öğrencisidir. Ancak parasızlık onu o kadar etkilemiştir ki, okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Bir dolaptan hallice tek göz odada, sefalet içinde hayatını sürdürmeye çalışırken, bir yandan da yaşantısını sorgular. Kitap bize, bu gencin işlediği bir cinayetten önceki ve sonraki ruh halini aktarmakta. 

Raskolnikov, maddi sorunlarından ötürü o kadar bunalmıştır ki, içinde bulunduğu durumu sorgulamaya başlar. Ancak kafasındaki düşünceler, sağlıksız bir hal alır. Etik olan ve olmayan arasındaki sınırı aşan Raskolnikov, topluma fayda sağlayabilmek adına bir eylem yapmak isterken, kendini bir cinayet kararı almış halde bulur. Bulunduğu muhitte tefecilik ile geçinen yaşlı bir kadını öldürüp, kendi de dahil olmak üzere ona rehin eşya bırakmak zorunda kalan çaresiz insanları bu çaresizlikten kurtarma planı yapar ve bunu vahşice eyleme geçirir. İşte bu noktadan sonra, Raskolnikov'un kendi iç savaşını anlatan bir başyapıt ile başbaşa kalırız. Bir yandan topluma fayda sağladığı düşüncesi ile yaptığının haklı olduğunu savunur. Diğer yandan katil olarak aranma duygusu ve vicdanının sesinin fiziksel hastalıklar olarak ortaya çıkması, hayatını çekilmez hale getirir. Yaşadığı bu çelişkili duygular yüzünden psikolojik buhranlar geçirirken, çevresindeki kimse olup bitene bir anlam veremez. Suçunu da cezasını da kendi içinde yaşayan bir gencin psikolojisinin, ruhsal gelgitlerinin enfes betimlendiği bir klasik! 

Ayrıca İş Bankası Kültür Yayınları'dan çıkan baskının Mazlum Beyhan'ın çevirisi ve ön yazısı ile daha da zenginleştiğini belirtmeden de geçmek istemiyorum!

“Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi. Aşağılık insanoğlu her şeye alışır!”

“Sıkıntı çekmek, insanı olgunlaştırır, terbiye eder.”

“Nefrete sevgiden fazla güvenirim. Çünkü, nefretin sahtesi olmaz!”

“Sonra öğrendim bunun asla olmayacağını, insanların değişmeyeceğini ve onları kimsenin değiştiremeyeceğini ve bunun çabalamaya değmediğini! Evet, böyledir!”

Hem böyle yapıyorum hem de yaptıklarımdan korkuyorum.” diye düşündü. ”Hım… Evet, her şey insanın elindedir. Fakat insan korkaklığı yüzünden çok şeyi kaybedebilir. Gerçek bu. İnsanların en çok neden korktuklarını bilmek isterdim. Onları en çok korkutan şey yeni bir adım atmak, yeni bir söz söylemek…”

“İnsanın canını sıkan ne biliyor musun? Herhalde onların yalan söylemesi değil. Yalan, her zaman affedilebilir… Yalan sevimli bir şeydir, çünkü insanı gerçeğe ulaştırır. Hayır, burada insanın canını sıkan şey, yalnız yalan söylemeleri değil, kendi yalanlarına kendilerinin de inanmalarıdır.”

“Bir katilden daha cani insanlar gördüm. Umudumuzu öldürenleri gördüm.”

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönderme