Tortu - Selçuk Baran

 

Kitabın Adı: Tortu
Yazar: Selçuk Baran
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Basım Yılı:  
Sayfa Sayısı: 
Çok geç kaldığımı düşündüğüm bir yazar Selçuk Baran. Kalemi ile bu ay tanışmış olduğuma hala inanamıyorum...Ölüm yıldönümüne birkaç gün kala da sizlerle okuduğum ilk kitabı olan Tortu'yu paylaşmak istedim.

Kitabı elime ilk aldığımda beş öyküden oluşan bir öykü kitabı olduğunu düşünmüştüm, ancak öyküler arasında ilerledikçe değişenin sadece zaman ve mekan olduğunu, ana karakterin bizimle kaldığını gördüm. Ne yalan, bundan çok hoşlandım, çünkü ilk bölümü bitirdiğimde, şimdi ne olacak hissi çoktan uyanmıştı bende.

"Ablam" isimli öykü ile başlıyor kitap, anne babasını kaybetmiş kardeşlerin en küçüğü olan Halim'in, kendisine annelik eden ablasına olan düşkünlüğünden, ablasının evliliğine doğru evriliyor hikaye. Daha sonra ise aynı köyden olan ancak yıllar önce büyük şehire gitmiş, büyük bir fabrika sahibi olmuş ve zaman zaman evindeki ve fabrikasındaki işlerde köyünden insanları da istihdam etmiş olan Arif Hikmet Bey dahil oluyor konuya ikinci hikayede. İlk hikayedeki küçük kahramanımız büyümüş ve köye hiç uğramamasına rağmen istekleri emir sayılan Arif Hikmet Bey'in yanında çalışması için büyük şehrin yolunu tutmuştur. Askerlik dışında köyünden dışarı adım atmamış biri için büyük şehir türlü türlü maceralarla, korkularla doludur. Orada kendine tutunacak bir dal, toprağından bir parça arar Halim. Çok geçmeden de bulur aslında aradığını, ancak ona kavuşması çok da kolay olmayacaktır. Neleri kaybedeceğini, neleri kazanacağını biz de hikayeler arasında ilerlerken Halim ile beraber öğreniyoruz. Öyküile beraber Halim'in ruhu da karakteri de evriliyor adım adım.

Kitapta bazı kavramların işleniş şekli beni çok etkiledi. Örneğin Arif Hikmet Bey, otoriteyi temsil ediyor. Yanında çalışan insanların her şeyi ile ilgileniyormuş gibi görünse de, aslında üzerlerinde korkuyla karışık bir saygı uyandırarak herkesi kontrol ediyor. İnsanların üzerindeki etkisi çok iyi yansıtılmış. Kadın karakterler de dik durmayı temsil etmiş. Halim'in ablası ve sevdiği kız, duruşları ile yanlışın karşısında olan, yanlışları da olsa bunları kabul edip hayata karşı dik duran iki kadını simgelemiş bize. Halim ise güven hissinin vücut bulduğu bir insan haline gelmiş.

Kısacık bir kitap insanın damağında ne kadar çok tat bırakabilirse, o kadar etki bıraktı bende Tortu. Tıpkı adı gibi belleğimin derinlerinde bir tortu kaldı bu öyküden. İlerleyen zamanlarda size edebiyatımızın edebiyata küskün ölen bu kadın yazarımızın kitaplarından ve yazılarından daha da bahsedeceğim.

"Büyümek bize yaramamıştı. Birden hüzünlü insanlar oluvermiştik; ailemizin ve kasabamızın öteki insanlarına benzemiştik kısacası."

"Herkes birbirinin yaşantısını merak ediyor. Kimse memnun değil mi yoksa hayatından?"

"Sevgimiz kökü toprağın çok derinlerinde, sağlam, hantal gövdeli bir ağaç değildi belki; ince narin bir çiçekti. Tabii öyle olması hiçbir şeyi değiştirmezdi. Yeryüzünde yalnızca kalın gövdeli, köklü ağaçlar değerlidir, denemez. Böyle bir kural yoktur."

"Ama ben savaşamam. Çünkü nefret etmesini bilmem. Bağışlar dururum. Bu yüzden karımın bana kızdığı olmuştur. Ben bağışlarım. Geriye hüzün kalır."

"Mutlu değiller. Üstelik artık hiç mutlu da olamazlar. Çünkü her şeyleri var zaten. Yani bir eksiklikleri yok ki, giderip sevinsinler."

"Çünkü bizim gibi olanlar, gerçek hüznü yaşayanlar sizin anlayacağınız, yakınmayı bilmezler. Bizim gibi toptan bir vazgeçişe başvurmak zorunda kalanlar yakınmayı bilmezler; başkaldırmayı da. Elimizde kalanlar yaşadığımız günlerin bir tortusudur."

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönderme