Neva Bulvarı - Gogol

  


Kitabın Adı:
 Neva Bulvarı
Orjinal Adı: Невский проспект
Yazar: Nikolay Vasilyeviç Gogol
Çeviren: Mehmet Yılmaz
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Tarihi: 2020
Sayfa Sayısı: 56
Bir Gogol hikayesine birlikte göz atmaya var mısın? :) cevabın evet ise seni aşağıdaki satırlara alalım. Farklı yayınevlerinde Gogol'un öykü derlemelerinde de Neva Bulvarı hikayesini bulmak mümkün, ancak ben Can yayınları'ın kısa klasikler serisinden sadece bu öykünün yer aldığı kitabı okudum.

Hikayeye adını veren Neva Bulvarı tasviri ile başlıyor öykümüz. Gogol'ün betimlemeleri beni her daim inanılmaz etkilemiştir, Neva Bulvarı'nı o kadar güzel anlatmış ki, sanki o anlatırken siz bulvar boyunca yürüyor ve bahsettiği mekanları ve insanları kendi gözlerinizle görüyorsunuz adeta. Bu büyüleyici betimlemenin ardından bulvarda yürüyen iki kişiye dönüyor hikayemiz, yanyana yürüyen bir teğmen ve bir ressama. İkili, bulvar boyunca ilerlerken iki güzel kadın görür ve yolları gibi hikayeleri de burada ayrılır. Ressam, hassas karakterli bir insandır. Güzelliği ile aklını başından alan kadının peşinden gider ve hayallerine çok ters düşen bir manzara ile karşılaşır. O andan sonra aklı ile ruhu arasında bir savaş başlar. Sizce aklı mı ağır basacak, yoksa ruhu mu? Bir an Suç ve Ceza'daki Raskolnikov ile karşılaşmış gibi oldum öyküyü okurken :)

Teğmen olan kahramanımızı Neva Bulvarı'nda bırakmıştık en son. O da diğer kadının peşinden gider. Üniformasının ardına sığınmış, karakterinden çok rütbesi ile bir şeyler elde edebilmiş bir adamın hikayesi karşılar burada bizi. Peki bi sefer rütbesi istediğinieldeetmesine yetecek mi dersiniz?

Betimlemelerin sizi alıp götürdüğü, bir oturuşta okumalık, kendi adıma olduka keyifli bir kitaptı.

"Ah, ne kadar iğrençti şu gerçeklik denen şey! Düşlere neden hiç uymuyordu sanki?"

"Ruhu pişmanlıkla doludur belki ve içinde bulunduğu kötü durumdan kurtulmak için çok uğraşmıştır ama tek başına başaramamıştır..."

"Acaba arzuladığımız bir şeye hiç kavuştuğumuz olmuş mudur? Kavuşmak için var gücümüzü harcadığımız bir şeyi elde etmişliğimiz? Galiba bunun tam tersi oluyor hayatta."

"Yazgı kimine muhteşem atlar veriyor, o ise güzelim atların farkında bile olmadan onları kızağa koşuyor, o sırada, at için yüreği yanıp tutuşan bir başkası ise sadece diliyle damağını şakırdatarak yanından dörtnala geçmelerinden memnun yayan gidiyor. Birinin mükemmel aşçısı vardır, ama maalesef, ağzı o kadar küçüktür ki, asla iki lokma birden atamaz, diğerinin ise Genelkurmay'ın ana kapısı gibi kocaman ağzı vardır ama, heyhat, patatesten oluşan Alman öğünüyle yetinmek zorundadır. Yazgımız bize ne garip oyunlar oynuyor!"


Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder