SARIYAZ- MAHİR ÜNSAL ERİŞ

   


Kitabın Adı: Sarıyaz
Yazar: Mahir Ünsal Eriş
Yayınevi: Can Yayınları
Basım Yılı:  2019 (. baskı)
Sayfa Sayısı: 135
Aşık oldum bu kitaba!

Neden bu kadar geç okudum diye yine kendime söylendiğim, sonrasında ise yazarın tüm kitaplarını alıp okuma isteğim ile biten bir okuma oldu benim için.

Sarıyaz, aynı zaman diliminde, aynı mekanda, farklı insanların hayatlarını anlatan bir kitap. Bir depremin etrafında dönüyor tüm hikaye. "Her şey havanın lodosa dönmesiyle başladı. Rüzgâr, Afrika’dan aldığı sapsarı çöl kumunu yanına katıp körfeze doldu, ortalık sarıya kesti. Her şey ama her şey öyle bir sarardı ki, sanki dünya sarı bir camın arkasına saklandı gibi oldu." diye anlatıyor kitabın tanıtım bülteninde. İşte her şeyin sarıya bulandığı o günlerde de, biz de memleketimin sıradan insanlarının hayatlarına bir film karesi misali konuk oluyoruz. Bir öyküde ölümü hissederken, diğerinde çaresizliği yaşıyoruz, birinde ilk defa cinsellikle tanışan gençlerin heyecanını dinlerken, bir başkasında ise yıkılan umutların, hırsın, öfkenin tadını alıyoruz. 

Başta da dediğim üzere her öykü aynı zamanda ve mekanda geçiyor, bir hikayede "konuk oyuncu" olan kahraman, bir diğerinin "başrol oyuncusu" olarak çıkıyor karşımıza. Bu durum da hem kendi başına öykü okuyor hissi uyandırıyor insanda, kitap bitince de bir kısa roman bitirmiş tadı veriyor.

Aslında çevremizdeki tanıdığımız ya da tanımadığımız her insan, her canlı nasıl da hayatımıza dokunabiliyor biz farkında olmasak da, onu gösteriyor bu kitap. Dili yalın, betimlemeleri muazzam, sade, ancak bir o kadar da ruha dokunan bir kitap.

Siz benim kadar geç kalmadan muhakkak okuyun!

“Bir kadın neden bütün hayatını başkalarının mutluluğu üzerine kurup sonra da her mutsuzlukta kabahatli çıkan olmak zorundaydi ki zaten?”

“Şüphe; sulayıp sakınmak, budayıp ilgilenmek gereken bir çiçek değil, istenmeyen bir ayrık otu.”

“Ben nerede hata yaptım? Nerede kaçtı ipin ucu da bütün hayatım bir kazak yeni gibi sıra sıra çözüldü?”

“İnsan kabahatin kendinde olduğunu bilince, hakikatin zehri kendine sıçramasın diye suçu, başının üstünden geçen kuşa bile atabilir.”

“Hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övülür. Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar yönetirdi, öyle ya!”

“Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kâbusuna uyur.”

“Kararını vermişti artık. Bırakacaktı, bu evi, bu hayatı, bu hep başkalarının arzularına göre seçilmiş eşyayı, bütün bu mecburiyeti. Neden mecbur olsundu ki.”

"Bir insan, onu seven insanlara kıyamıyor olsa niye gelmesin? Gelmediğine göre
sevmiyordu artık..."

“Geçmişin bir anına çivi çakıp hayatı oradan itibaren yeniden yaşama şansımız olsa ...”

Sitting Panda
Google Plus'ta Paylaş
    Blogger Comment
    Facebook Comment

2 yorum:

  1. Günaydın 🎊
    Hep gördüğüm ama nedense hiç alıp okuma isteği olmayan kitaplardandi. Nedenini bilmiyorum şimdi sizin paylaşımınızj okuyunca düşündüm de, aslında Bi sebebi de yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. günaydın :) bazen hepimizde oluyor bu his zannedersem, ben de uzunca bir süre ertelemiştim bu kitabı almayı.

      Sil